Telefon: +903325010010
Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku

  İngilizcede “intellectual property” kavramıyla tanımlanan Fikri Mülkiyet, telif ve sınaî hakları kapsar. Fikri Mülkiyet nedirsorusuna verilecek en genel cevap “fikir ve sanat eserleri üzerindeki düşünsel (fikri) hakları; fikir ve sanat eserleri üzerindeki hakları konu edinen hukuk dalıdır.” Fikri mülkiyet hukukunda karşımıza telif hakları ile sınaî haklar çıkar. İngilizcede copyrights sözcüğüyle karşılanan telif hakları ilim ve ed

    ebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ile sinema eserleri (görsel-işitsel eserler) kapsar. Telif hakları kapsamına giren eserlerin hakları münhasıran sahiplerine aittir ve bu haklar üçüncü şahıslar tarafından izinsiz kullanılamaz. Patent, marka ve tasarım gibi hakları kapsayan sınaî haklara örnek olarak sanayi ve tarımdaki buluşlar, yenilikler, tasarım ve özgün çalışmalar, marka ve ticaret unvanı gibi ayırt edici ad ve işaretleri taşıyan ürünler sayılabilir. Sınâi haklar, bütün bunların yetkilerini sahiplerinin tekeline belirli süreyle bırakan gayri maddi haklardır. Bu çerçevede sunulan hizmetlerden bazıları aşağıda sayılmaktadır; * Fikir ve sanat eseri ile ilgili alacak davaları * Telif hakları * Ticari sırlar * Patentler * Fikir ve sanat eserine ilişkin haklara tecavüzün tespiti ve kaldırılması istemli davalar * Endüstriyel tasarımdan kaynaklanan maddi manevi tazminat davaları * Fikir ve sanat eseri sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün ref i (kaldırılması), önlenmesi tazmini davası * Hakem tayini davası * Maddi-manevi tazminat istemli marka davası * Sözleşmeden kaynaklanan hak istemli marka davaları * Fikir ve sanat eseri sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davası * Buluşun itibarının kaybı nedeniyle tazminat istemli patent davası * Maddi ve manevi tazminat talepli patent davası * Fikir ve sanat eseri sahipliğinin tespiti davası * Özel yasa ve kanun hükmünde kararnamelerden kaynaklanan davalar  
Aile Hukuku

Aile Hukuku

ÇAKIN Avukatlık Bürosu aşağıdaki davalar başta olmak üzere Aile Hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. *Boşanma davaları *Nafaka davaları *Velayet Davaları *Şahsi ilişki (çocukla, velayeti kendisine verilmeyen anne ve/veya baba arasındaki ilişkiler)  * Tanıma ve Tenfiz (yabancı ülkelerden verilen kararlar) *Evlenmeye İzin İddet müddetinin kaldırılması *Çocuk Malları *Mal Rejimi *Babalık ve soy bağının kurulması davaları *Evla

    t edinme * Vasi Tayini  
Anayasa Mahkemesi ve AİHM Bireysel Başvuru Hizmetleri

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Bireysel Başvuru Hizmetleri

  Tarihsel Gelişimi: Türkiye Cumhuriyeti Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne 1954 yılında taraf olmuş; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını 1987’de, zorunlu yargılama yetkisini ise 1990 yılında kabul etmiştir. 2004 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle de başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, Türkiye’nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere, kanunların üzerinde bir değer atfedilmiştir. Temel haklar

    la ilgili “evrensel ölçütlere” atıf yapan değişikliklerin son halkasını ise, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması oluşturmuştur. Bireysel başvurunun uygulamaya geçirilmesiyle, kamu gücünü kullanan kişi ve kurumların sebep olduğu hak ihlallerine karşı 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren anayasal yargı denetimi başlatılmıştır. Buna göre, 23 Eylül 2012 tarihi itibarıyla herkes, Anayasa’mızda güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmektedir. Bireysel Başvuru: Bireysel başvuru, temel hak ve özgürlükleri kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edilen bireylerin diğer başvuru yollarını tükettikten sonra başvurdukları istisnai ve ikincil nitelikte bir hak arama yolu olarak tanımlanabilir. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halkoylaması ile 1982 Anayasası’nın yargıya ilişkin hükümlerinde önemli değişiklikler içeren 5982 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Bu değişiklikler içinde en dikkat çekenlerden biri de 1960’lı yıllardan beri ülkemizde tartışılan bireysel başvuru hakkının yeni bir hak arama yolu olarak hukuk düzenimize girmesidir. Bundan böyle kişiler, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kapsamındaki birinin ihlal edilmesi durumunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilirler. AİHM'e Başvuru: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM)'e AİHS veya ek protokollerde güvence altına alınan hak ve garantilerden herhangi birinin ihlalinden doğrudan ve kişisel olarak mağduru olan herkes başvuruda bulunabilir. Ancak, söz konusu ihlal sözleşme ile bağlı devletlerden biri tarafından gerçekleştirilmiş olmalıdır. Mahkeme’ye yapılan başvuruların büyük kısmı kabul edilebilirlik kriterlerini taşımaması sebebiyle reddedilmektedir. Yapılan başvurunun reddedilmemesi için öncelikle bu kriterlere dikkat edilmesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gönderilen başvuruların yaklaşık %90’ı reddedilmektedir. Bu durum başvuruların “kabul edilebilirlik kriterleri“ni taşımamasından kaynaklanmaktadır. Mahkeme’ye başvurmaya karar verdikten sonra başvurunun Mahkeme İç tüzüğü’nün 47. maddesine uygun olduğundan ve bu maddede belirtilen tüm bilgi ve belgeleri içerdiğinden emin olunmalıdır.  AİHM başvurularında hak kaybının yaşanmaması için bir avukat aracılığıyla yapılmasını tavsiye ederiz.
Bilişim Hukuku

Bilişim Hukuku

  Temel Kavramlar Bilişim teriminin birçok tanımı yapılmaktadır. Bilişim, elektronik sistemlerin tamamını içeren bir üst terimdir. Bilişim, bilgi ve teknolojinin birlikte kullanılarak üretilen sonuçlar olarak kısaca tarif edilebilir. Ya da daha geniş ve farklı olarak; teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişimde kullanılan ve ozellikle elektronik aletler aracılığıyla düzenli bir biçimde işlenmeyi ongoren bir bilimdir.  Bir diğer tabirle, her türlü bilgi ve verinin

    elektronik bilgi işlem araçlarıyla işlenmesini ve değerlendirme tekniklerini konu alan bilim şeklinde de tanımlanabilmektedir. Bilişim Hukukunu ise bilgi ve teknolojinin kotüye kullanımı ile insanlara zarar verilmesini onlemek amacıyla ortaya çıkmış olan bir hukuk dalı şeklinde tanımlayabiliriz. Bilişim Suçları ise bilgileri otomatik işleme tabi tutan veya verilerin nakline yarayan bir sistemde gayri kanuni, gayri ahlaki veya yetki dışı gerçekleştirilen her türlü davranış olarak tanımlanabilir. Ya da, bilgisayar ve iletişim teknolojileri kullanılarak işlenen suçlar şekliyle de tanımlanabilir. Bilişim Yoluyla İşlenen Suçların Yapısı Bilgisayar ve iletişim teknolojileri kullanılarak işlenen suçlara beyaz yaka suçları da denilir. Bu tür suçların genel olarak ortak ozellikleri: Bilişim suçunun işlenmesinde bilgisayar sistemleri ve teknolojilerinin kullanılması, Bilişim suçunun sonucunda çok yüksek kazancın kolay ve daha az riskle temin edilmesi, Yeni suçlar olması nedeniyle gerekli kanun ve düzenlemelerin eksik ve yetersiz olması, Yeterli mevzuat olsa bile uygulamanın eksik bilgi veya yeteneğe sahip olma ihtimalinin yüksek olması, Diğer suç türlerine gore daha ağır maddi ve manevi sonuçlar doğurması, Suç mağdurlarının genelde bilinçsiz kullanıcılar ile ekonomi ve finans sektoründen olması, Ekonomik kaybın büyük olması nedeniyle, genelde basit suçlar haricinde güvenlik güçlerine bildirilmemesi, Normal kişiler yonüyle de bu tür suçun mağduru olunması durumunda genellikle takip edilmesi gereken prosedüre tam olarak hâkim olunmaması, Zarara uğrayan mağdurların büyük kuruluş ve işletmeler olması durumunda itibar ve prestij kaybetme korkusunun baskın gelmesi, Bilişim suçunu işleyenlerin genelde 17-35 yaş arasındaki gençlerden oluşması, Bilişim suçu mağdurlarının genellikle ticari faaliyette bulunan kurumlar olması, Suçluların çoğunluğu, bazen fiillerinin deşifre olunmaması için ihbar edilmeyeceğinden, bazen ise, bu fiilleri karşılayacak ceza normunun bulunmamasından cesaretle, eylemlerinin yaptırımsız kalacağına güvenle hareket etmektedir. Suçlular adi ve münferit olabileceği gibi organize de olabilmektedir. Bilişim suçu, bilgi teknolojilerinden sonra ortaya çıkan yeni bir suç çeşididir. Bilişim suçu ile bilişim yoluyla işlenen suç ayrılmaktadır. Bilişim suçu ile mücadele bilinçlendirme ayağı da olan komplike bir süreçtir. Suçlu ve suç yontemi hızlı bir şekilde gelişebilmektedir. Genellikle uluslararası boyutu bulunmaktadır.   Bilişim suçları amaçlarına ve yontemlerine gore çok çeşitli türlere ayrılabiliriz. Buna gore bilişim suçlarını aşağıdaki şekilde tasnif edebiliriz: Bilgisayar Sistemlerine ve Servislerine Yetkisiz Erişim Bilgisayar Sabotajı Bilgisayar Yoluyla Dolandırıcılık Bilgisayar Yoluyla Sahtecilik Bir Bilgisayar Yazılımının İzinsiz Kullanımı Kişisel Verilerin Kotüye Kullanılması Sahte Kişilik Oluşturma ve Kişilik Taklidi Yasadışı Yayınlar Ticari Sırların Çalınması Terorist Faaliyetler Çocuk Pornografisi Hacking Diğer Suçlar (Organ, fuhuş, tehdit, uyuşturucu, vb.)
Ceza Hukuku

Ceza Hukuku

Danışmanlık ve Müşavirlik Hizmetleri  1. Acil hukuki yardım durumlarında vekillik  2. Fiil ve hareketlerin cezai bakımdan incelenmesi, tetkiki ve çözümü 3. Tacirin cezai sorumluluk hallerinin denetlenmesi 4. Kambiyo Hukuku, İcra İflas Hukuku Mevzuatı, Fikri ve Sınai Haklar Hukuku’nun gibi Özel hukuk karakterli konuların Ceza Hukuku boyutu ile ilgili denetimin yapılması ve gerekli önlemlerin alınması 5. Mesai saatleri içerisinde olmak kaydıyla, büroda, telefonla yahut yazılı

    olarak e-posta üzerinden sınırsız danışmanlık yapıyoruz. Dava Vekilliği ve Müdafilik Hizmetleri 1. Başta tutuklama tedbiri olmak üzere sulh ceza hakimliğinde görülen işler ve duruşmalar 2. Asliye ceza mahkemesinin alanına giren davalar ve duruşmalar 3. Ağır ceza mahkemesinin alanına giren davalar ve duruşmalar 4. Askeri ceza davaları ve duruşma 5. İcra Ceza Davaları 6. Soruşturma aşamasında hazır bulunma 7. Çek şikayetinden dolayı işlemler ve alacaklılarla müzakere  
Enerji Hukuku

Enerji Hukuku

Enerji hukuku, yenilenebilir ve yenilenemez enerjinin kullanılması ve vergilendirilmesini düzenleyen hukuk dalıdır. Enerji hukuku genel olarak elektrik, doğalgaz, petrol, sıvılaştırılmış petrol gazı(LPG) piyasaları ve yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili alanlarda faaliyet göstermektedir. Çakın Hukuk Bürosu olarak Enerji Hukuku alanında aşağıdaki hizmetleri vermekteyiz: Hukuki inceleme ve araştırma TEİAŞ ve ilgili TEDAŞ ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarından kaynaklanan davalar  B

    ayilik sözleşmelerinin hazırlanması, bayilere hukuki danışmanlık yapılması, Doğalgaz Piyasası Kanunu lisans işlemleri Tarifelere ilişkin hukuki danışmanlık Petrol Piyasası Kanunu ve tali mevzuatta öngörülen lisans işlemlerine danışmanlık yapılması, İzin ve lisans başvurularını hazırlaması Enerji alım satım sözleşmelerinin hazırlanması Devralma ve birleşme sözleşmelerinin hazırlanması Rödovans sözleşmelerinin hazırlanması Dağıtıcı Bayi ana sözleşmelerinin hazırlanması Mühendislik tedarik ve inşaat (EPC) sözleşmeleri ile ve PPA (enerji alım) sözleşmelerinin hazırlanması ÇED raporunun alınması ve ÇED raporuna karşı açılan davaların takibi EPDK kararlarına karşı dava açılması LPG Piyasası Kanunu ve tali mevzuattan doğan lisans işlemleri
Gayrimenkul Hukuku

Gayrimenkul Hukuku

* Tahliye Davaları  * İzale-i şüyuu (ortaklığın giderilmesi) Davaları  

Hukuki Uyuşmazlıkların Çözümü

Hukuki Uyuşmazlıkların Çözümü

Avukat Ahmet Kerem ÇAKIN maddi-manevi tazminat talepleri, icra takibi ve tahsili, idari uyuşmazlıkların çözülmesi ve ceza yargılamasında taraf vekilliği hizmetleri dışında alternatif çözüm yollarından biri olan ve Avukatlık Kanunu m. 35/A'dan kaynaklanan hukuki uyuşmazlığın uzlaştırılması alanında da hizmet vermektedir. Arabuluculuk hukuk dünyasında İş ve Ticaret davalarında zorunlu olmasından sonra revaçta olan bir kurum oldu. Ancak Arabulucu olmadan da Avukatların arabulucu gibi

    bir işlem yapma prosedürü vardır. Avukatlık Kanunu 35/A maddesine göre : Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilâm niteliğindedir Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmışsa duruşma başlamadan önce arabulucuya gerek kalmaksızın tarafları uzlaştırabilir ve hızlı, pratik ve en adil bir biçimde hukuki uyuşmazlığı sonlandırabilirler. Tarafların anlaştıklarına dair tutunaklar ilam niteliğindedir yani mahkeme kararıyla aynı etkiye sahiptir. Uygulamada az bilinen bu kurumu arabulucuk popülerleştikçe kamuoyuna tanıtmayı uygun bulduk. Çakın Avukatlık Bürosu olarak taraflar arasında Avukatlık Kanununda öngörülen 35/A Uzlaştırmasında da hizmet vermekteyiz.  AVUKATLIK KANUNU 35/A NIN AMACI VE KAPSAMI NEDİR?  1. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu 35/A maddesi, taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlığı uzlaşma yöntemiyle kısa sürede ve en az masrafla çözmek için uygulanacak usul ve esasları belirlemek üzere düzenlenmiştir. 2. 35/A uzlaşması, en az masrafla en hızlı ve en doğru, en adaletli çözüm yöntemidir. HANGİ UYUŞMAZLIKLARDA UYGULANIR? Tarafların kendi iradeleriyle (uzlaşarak) istem sonucunu elde edebilecekleri uyuşmazlıklarda uygulanır. NEDEN 35/A UZLAŞMASI? 1. Müvekkilinin dosyasını en iyi avukatı bilir. 2. Dolayısıyla, uyuşmazlığı / dosyayı en iyi bilen iki kişi, iki tarafın avukatlarıdır. 3. Şu halde, iki tarafın avukatlarının müvekkillerinin de katılımı ve rızasıyla uyuşmazlığı çözmeleri mümkünse, bunu denememek büyük kayıptır. 4. Özetle; - 35/A uzlaşmasında adalet gecikmez. - Çoğu zaman saatler içerisinde çözüme ulaşılabilir. - Uyuşmazlığı, iş yükü sebebiyle dosyaya 3-5 ayda bir en fazla birkaç dakika ayırabilen bir hakim değil, dosyayı en iyi bilen kişiler olan taraf avukatları birlikte çözer. - Taraflar el sıkışarak ayrılır. - Alacaklar ve avukatlık ücretleri sorunsuz hükme bağlanır ve tahsil edilir. UZLAŞMA TUTANAĞININ HÜKMÜ NEDİR?  Taraflarca, uyuşmazlığın çözümü hakkında mutabık kalınarak tutulan tutanak, İcra ve İflas Kanunu’nun 38 maddesi ve 68/A maddesi uyarınca icra edilebilen ilam hükmündedir. Uzlaşma Tutanağı ilam hükmündedir UZLAŞMA SÜRECİNDE GİZLİLİĞİN KAPSAMI NEDİR?  Uzlaşma sürecine katılanlar sadece bu süreç için hazırlanıp kendilerine sunulan, sözlü olarak iletilen veya herhangi bir şekilde elde ettikleri bilgi ve belgeler ile her türlü kaydı gizli tutmakla yükümlüdür. UZLAŞMA GÖRÜŞMELERİNİN TUTANAKLARININ DELİL NİTELİĞİ VAR MIDIR?  1. Uzlaşma görüşmeleri sırasında taraflarca veya avukatlarınca yapılan beyan ve ikrarlar ile tutulan tutanaklar uzlaşmanın sağlanamaması halinde geçerli değildir. 2. Uzlaşma konusuyla ilgili olarak açılmış ve/veya daha sonra açılacak davalarda bunlar taraflar aleyhine delil olarak kullanılamaz. 3. Uzlaşma görüşmeleri sırasında anlaşmazlık konusunda beyan edilen hususlar taraflarca ve avukatlarınca hiçbir şekilde açıklanamaz. 4. Bu madde hükmüne aykırı hareket eden avukat hakkında; 1136 sayılı Kanun ve meslek kuralları gereğince yaptırım uygulanır. DURUŞMA BAŞLADIKTAN SONRA 35/A UZLAŞMASI OLUR MU? 1136 sayılı Kanun’un 35/A maddesi, duruşma başlayıncaya kadarki süreci kapsamaktadır. Ancak duruşma başladıktan sonra tarafların ve avukatlarının sulh görüşmesi yapmasına bir engel yoktur. Bu nedenle, 35/A yönergesi, duruşma başladıktan sonra yapılan sulh görüşmelerine de ilgili mevzuatın izin verdiği ölçüde kıyasen uygulanabilir.  
İcra ve İflas Hukuku

İcra ve İflas Hukuku

  Alacaklı, özel hukuktan doğan hak ve alacağını, borçlunun rızasıyla yerine getirmemesi halinde devlet adına üstün devlet gücünü kullanmaya yetkili icra ve iflas daireleri aracılığı ile alabilir. İcra dairesi,  kişilerin özel hukuktan doğan alacaklarını tahsile çalışırken üstün devlet gücünü kullanmakta,  borçluların hak ve özgürlük alanına müdahale etmektedir. Ancak, icra dairesi, özel hukuktan doğan  bu hakların

    elde edilmesini kamu hukuku araçlarıyla,  yani kamusal gücün kullanılması ile yerine getirmektedir. Devletin egemenlik gücünün kullanım şekli kamu hukuku karakterli olması nedeniyle cebri icra işlemi kamusal faaliyettir. İcra hukukunun amacı, cebri icra organlarının yardımıyla alacaklının ihlal edilen hakkına kavuşturulmasıdır.  Bu anlamda icra  dairesi  işlemlerinin nihai hedefi kamu yararıdır. Tüm icra işlemleri, her ne kadar kişilerin özel hukuktan doğan alacaklarını almaya yönelik olsa da, sonuçta hedef toplumda huzur ve barışı sağlamak ve bu şekilde hukuk düzenini korumaktır. İcra organlarının kurulmasındaki temel amaç, alacaklının borçluya karşı bizzat kuvvet kullanmasını önlemektir. Borçluya karşı zor kullanma, mahkeme kararı olmaksızın kapalı yerleri açma, meskene girme, üst arama, el koyma,  satış, tahliye, kâl (yıkım) gibi geniş fakat o kadar da itina ile yapılması gereken görevleri söz konusudur. Bu işlemleri yaparken hiçbir makamdan emir ve talimat almadan karar verip uygulamasını da yapar. İcra Daireleri, İcra ve İflas Kanununun takip hukukuna yönelik bu tür uygulamalarında bağımsızdır. İcra ve iflâs dairesi işlemleri,  İcra ve İflâs Kanununun dışında; Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu, Avukatlık Kanunu, Bankalar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu, İş Kanunu, Kamulaştırma Kanunu, Kat mülkiyeti Kanunu, Harçlar Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu, Damga Vergisi Kanunu, Belediye Gelirler Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun gibi kanunların yerine getirmeye yönelik ilgili hükümlerini uygulayan dairelerdir.  İcra ve iflâs hukuku; iktisat, ülke ekonomisi gibi alanlarla da neden sonuç ilişkisi çerçevesinde etkileşim içerisindedir. Yatırım, istihdam, tüketici davranışları, milli gelir, arz ve talep dengesi, enflasyon, kalkınmışlık seviyesi gibi iktisadi disiplinler icra dairelerinin faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir. ÇAKIN Avukatlık Bürosu aşağıdaki davalar ve işler başta olmak üzere İcra ve İflas Hukuku alanında icra işlemlerinin takibi, dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır: İcra dairesinin alanına giren işler yönünden:  * Alacakların tahsili * Genel haciz yoluyla takip * İlamlı takip * İlamsız takip * Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip * İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip * İflas yoluyla takip * Çocuk teslimi * Taşınmaz tahliyesi * Menkul ve gayrimenkul teslimi * İflas ve konkordato işlemleri *İhtiyati haciz ve tedbir kararlarının infazı İcra hukuk mahkemesinin alanına giren işler yönünden:  * İtirazın kaldırılması * Yetkiye itiraz * İmzaya itiraz * İcra müdürünün işlemlerine karşı şikâyet * İhalenin feshi * İstihkak * Borca itiraz (borcun miktarına, faize, ilama aykırılık itirazı) * Şikâyet ( takip biçimine şikâyet, hamilin sıfatına şikâyet, zamanaşımı şikâyeti) * Kiralananın tahliyesi davası İcra ceza mahkemesinin alanına giren işler yönünden:  * Elindeki malı alacaklıdan kaçırma kastıyla mevcudu azaltma davaları * Aczine kendi fiiliyle sebebiyet veren veya vaziyetinin fenalığını bilerek ağırlaştırmak davaları * Mal beyanını vermeye zorlamak için hapsen tazyik davaları * Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak karşılığı hapsen tazyik davaları * Ödeme şartını ihlal eylemine karşı hapsen tazyik davaları * Çocuk teslimini yerine getirmemesine ilişkin hapsen tazyik davaları * İrtifak ve meni müdahale kararlarına uymama hapsen tazyik davaları * Nafaka kararına uymamaya ilişkin hapsen tazyik davaları      
İdare ve Vergi Hukuku

İdare ve Vergi Hukuku

İdare hukuku, temeli anayasada belirlenen, idarenin faaliyet ve örgütlenmesine ilişkin kurallar öngören, kamuya tanınan üstünlük ve ayrıcalıklar ile bireye tanınan hak ve hürriyetlerin dengelenmesini sağlayan hukuk dalıdır. Prof. Dr. Metin Günday'ın tanımlamasına göre: İdare hukuku, en geniş anlamıyla idarenin hukukudur. O halde, idare hukukunun konusunu belirlerken, önce idare kavramından ne anlaşılması gerektiğini açıklığa kavuşturmak zorundayız. İdare ise, organi

    k anlamda devlet yapılanması içerisinde belli görevleri yerine getirmek için oluşturulan örgüt ve bu örgütte istihdam edilenler olarak tanımlanır. Fonksiyonel anlamda ise idare ile kastedilen kamu hizmetlerini hayata yansıtmak için sahip olunması gereken nitelikler ve bu örgütün çalışma sistematiğidir. İdarenin var oluş amacı kamu yararının gerçekleştirilmesidir. İdare hukuku da, kamu yararını oluşturmaya, bozulan yarar dengesini yeniden kurmaya yardımcı olarak idarenin faaliyet ve örgütlenmesini kurallara tabi kılar ve böylece bireyin hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınmasını sağlar. İdare hukuku, 19. yüzyılda ortaya çıkması bakımından kaynağını Roma'dan alan birçok hukuk dalına nazaran daha genç bir hukuk dalıdır. Gelişimini, değişen devlet modeli anlayışına bağlı olarak hızla sürdürmekte olan idare hukukunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenir. Çakın Hukuk Bürosu olarak İdari Yargıda hizmet verdiğimiz dava türleri :  İptal Davaları:  * Memur İşleri (Atama, Disiplin, Özlük, Parasal Hak ve Göreve Son Verme) * Emeklilik İşlemleri * Belediye İşleri * İhale İşlemleri * İmar ve Kamulaştırma İşlemleri * Öğrenci ve Öğrenim İşlemleri * Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının İşlemleri * İdari Para Cezaları * Kamu Alacaklarına İlişkin İşlemler * Karayolları Trafik Mevzuatından Kaynaklanan Davalar * Maden ve Taş Ocağı İşlemleri *  Köy Mera Orman Sınır Uyuşmazlıkları * 3091 sayılı Kanundan Kaynaklanan Uyuşmazlıklar * At Yarışları ve Talih Oyunlarına İlişkin İşlemler * Çevre, Turizm, Kıyı Mevzuatından Kaynaklanan İşler * Ecrimisil Tahliye İşlemleri * İskan Mevzuatından Kaynaklanan İşlemler * Vatandaşlık İşlemleri * Nakdi Tazminat İşlemleri * SPK ve İMKB İşlemleri * Tüketiciyi Korumu Kanununa İlişkin İşlemler * RTÜK İşlemleri Özelleştirme İşlemleri Tam Yargı Davaları:  * Tazminat davaları * Kamu görevlilerinin parasal hakları  Vergi Davaları: * Gelir Vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar * Kurumlar Vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar * Katma Değer Vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar * Damga Vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar * Gümrük Vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar * Çevre ve Temizlik vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar * Motorlu Taşıtlar Vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar * Özel Tüketim Vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar * Veraset ve İntikal Vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar * Emlak Vergisi hakkındaki uyuşmazlıklar * Belediye Gelirleri hakkındaki uyuşmazlıklar * Vergi cezaları hakkındaki uyuşmazlıklar * Ödeme emirleri hakkındaki uyuşmazlıklar * Fonlar, Harçlar, Hacizler, Diğer vergi cezalarına ilişkin davalar.    
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

İş hayatı kendisine ait kuralları olan özel bir alandır. İşçilerin sosyal haklarına tam anlamıyla sahip olması toplumsal adalet ve çalışma barışının teminin için çok önemlidir. İş hayatının özel koşulları ve işçinin işveren karşısında zayıf konumda olması nedeniyle İşverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin, çalışma şartları, hak ve sorumluluklara ilişkin dava ve işlerini incelemek üzere özel hukuk alanı oluşturulmuştur.   &

    Ccedil;AKIN Avukatlık Bürosu aşağıdaki davalar başta olmak üzere İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. İşçi tarafından açılan iş davaları:  * Tazminat davaları (Kıdem Tazminatı-İhbar Tazminatı, Tatil Ücretleri, Fazla Mesai, Yardım Alacakları vs.) * İşe İade davaları   * Hizmet Süresi ve Sigortalılık Tespiti başta olmak üzere tüm tespit davaları * İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları İşveren tarafından açılan iş davaları:  * Menfi Tespit Davaları * İhbar Tazminatı Davaları * Eğitim Bedelinin Tahsili Davaları * İdari Para Cezalarına İtirazlar * İşveren adında iş sözleşmelerinin ve diğer hukuki belgelerin düzenlenmesi, davaların takibi.  
Miras Hukuku

Miras Hukuku

Medeni Kanun’un üçüncü kitabı miras hukuku ile alakalıdır. Medeni Kanun'a göre kişilik ölümle son bulur. Ancak ölümle birlikte kişinin sahip olduğu haklar ve borçlar son bulmaz. Bu durumu düzenleyen hukuk dalı miras hukukudur. Kişi öldüğünde bazı durumlarda haklar ve borçlar, hukuk gereği son bulur. Örneğin intifa hakkı, oturma hakkı gibi haklar son bulur. Bu haklar mirasçılara intikal etmez ama pek çok mal varlığı değeri kişinin mir

    asçılarına intikal eder. İnsan doğası gereği kazandığı mal varlığı değerlerini ölümden sonra yakınlarına ve sevdiklerine bırakmak ister. Aksi bir düşünce olsaydı, ölümle birlikte kişinin sahip olduğu bütün mal varlığı değerleri son bulmuş olsaydı o zaman insanoğlu daha az açgözlü bir tavır izleyebilirdi ama insanların sahip oldukları noktasında aktarma içgüdüsü vardır. Devletler bu noktada devreye girer. Kimi devlet mal varlığını kazanan kişi, ölümden sonra bu değerlerini istediği kişiye bırakma özgürlüğü tanır. Bazı devletler de ise ölüm anından itibaren bütün mal varlığı değerlerinin devlete intikal edeceğini belirlemişlerdir. Ama bu ikinci durumu benimseyen devletler gördüler ki sahip olduklarını aktaramayacaklarını bilen vatandaşlar kendi işlerini önemsememişlerdir. Bazı hukuk sistemlerinde ise miras aktarılabilir ama bunu miras bırakanın kendisinin belirlemesine izin vermez. Örneğin İslam hukukunda kime ne şekilde miras kalacağı miras bırakan tarafından belirlenmez. Bazı hukuk sistemleri de vardır ki bizim hukukumuzun benimsediği sistem de budur; bir yandan yasal mirasçılığa, bir yandan da miras bırakanın iradesine izin vermiştir. Bizim bahsedeceğimiz sistem yasal ve iradi mirasçılığın karması olan sistemdir. Anayasa madde 35- Kişiler mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Anayasa mülkiyet ve miras hakkını aynı cümle içerisinde zikrederek tanımıştır. ÇAKIN Avukatlık Bürosunun miras hukuku kapsamında verdiği hizmetler:  * Miras Sözleşmesinin İptali Davası * Mirasta Ortaklığın Giderilmesi Davası * Mirasın Reddi Davası (Terekenin Borca Batık Olma Olması) * Tenkis (Saklı Pay) Davası * Mirasçılık Belgesi Çıkarma Davaları (veraset ilamı)  * Vasiyetnamenin Açılması Davaları
OHAL Komisyonu Başvuru Yolu Hizmetleri

OHAL Komisyonu Başvuru Yolu Hizmetleri

15 Temmuz Hain Darbe Girişiminden sonra birçok kamu personeli, öğrenci, kuruluş FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle KHK'larla  kamu görevinden ihraç edilmiş, kuruluşlar ise kapatılmıştır. Bu kapatılmaları ve ihraçları değerlendirmek üzere OHAL Komisyonu kurulmuştur. Çakın Avukatlık Bürosu olarak OHAL komisyonuna başvuru  ve başvurunun takibi hizmeti vermekteyiz. Başvuru şartları neler? Kamu görevinden, meslekten veya g&ou

    ml;rev yapılan teşkilattan çıkarılanlar ya da ilişiği kesinler ile öğrencilikle ilişiği kesilenler ve rütbesi alınan emekli personel şahsen, kanuni temsilcisi veya vekili aracılığıyla başvuru yapabilir. Kapatılan kurum veya kuruluşlar adına başvuru yapma yetkisi, kapatılma tarihi itibarıyla kurum veya kuruluşu temsile kanunen yetkili olanlara aittir. Yetkili olmayanlar, üyelik veya başka sebeplere dayanarak başvuru yapamaz. Kanuni temsilci veya vekil aracılığıyla yapılan başvurularda temsil belgesi veya vekaletnamenin inceleme sürecinde geçersiz hale gelmesi, başvurunun incelenerek karara bağlanmasını engellemez. Başvuru hakkındaki inceleme devam ederken başvurucunun ölmesi halinde ilgilinin kanuni mirasçılarından yeni başvuru alınmasına gerek olmaksızın mevcut başvuru incelenerek karara bağlanır. Başvuru hakkı olan kişinin, başvuru süresi başlamadan veya başvuru süresi sona ermeden önce ölmesi halinde kanuni mirasçılardan biri mirasçılık belgesi ibraz etmek kaydıyla ölüm tarihinden itibaren altmış gün içinde başvuruda bulunabilir. Başvurudan gerekli bilgi ve belgeler? Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılanlar ya da ilişiği kesilenler ile öğrencilikle ilişiği kesilenler ve rütbesi alınan emekli personele ilişkin işlemler hakkında yapılan başvurularda aşağıdaki bilgi ve belgelerin ibraz edilmesi zorunludur: * Gerçek kişiler için başvuru formu * Başvurucuya ait nüfus cüzdanı fotokopisi * Başvuru kanuni temsilci veya vekil aracılığyla yapılıyorsa temsil belgesi ya da vekaletname örneği * Başvuru formundaki "Başvurucunun Dilekçesi" bölümüne yazılan beyanlar, okunaklı ve başvurunun esasına yöenlik özlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Forma yazılan beyanların on sayfayı geçmesi halinde başvurucunun, başvuru formuna olayların özetini içerir ayrı bir dilekçe eklemesi gerekir. * Başvuru formlarının eksiksiz olarak doldurulup doldurulmadığı ve gerekli belgelerin eklenip eklenmediği başvuruyu alan valilik veya kurum tarafından kontrol edilir. Başvuru formu ile başvuruda sunulan belgelerde eksiklik tespit edilmesi halinde, ilgili valilik veya kurum eksikliğin giderilmesi için başvurucuya on beş günlük kesin süre verir. Eksiklik giderildikten sonra belgeler Komisyona gönderilir. * Başvurana, başvurunun kayda alındığını gösteren alındı belgesi verilir.  Komisyon neleri kapsıyor? Komisyonun, kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi; öğrencilikle ilişiğin kesilmesi; dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyon, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması; emekli personelin rütbelerinin alınması alanlarından bireysel başvuru üzerine çalışacağı belirtilmiştir.   
Sözleşmeli Avukatlık Hizmetleri

Sözleşmeli Avukatlık Hizmetleri

Avukat Ahmet Kerem ÇAKIN şirketlerin ve ticari işletmelerin her türlü hukuki uyuşmazlığı için avukatlık hizmeti vermektedir.  Zorunlu Sözleşmeli Avukat   Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya

    daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir. (Avukatlık Kanunu 35/3) Ticari işletmeler hukuk hizmetini bir  lüks olarak görmemelidir. Aksi takdirde haklarının büyük oranda zayi olma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilirler. Ayrıca belirli şartlardaki Anonim Şirketler (A.Ş) ve yapı kooperatifleri için bu durum bir zorunluluktur. Türk Ticaret Kanunu ve Avukatlık Kanunu uyarınca , esas sermayesi 250.000 TL veya daha fazla olan anonim şirketler ve üye sayısı 100 veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli avukat bulundurmak zorundadır.  Bu şirketlere aksi takdirde Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir. Masraftan kaçmak için sözleşmeli avukat çalıştırmayan şirketler savcılık tarafından verilebilecek çok daha büyük bir idari cezayla karşı karşıya kalabilirler.  2019 yılı brüt asgari ücret 2.558,00 TL olduğu için bu yükümlülüğü ihlal eden anonim şirket ve yapı kooperatiflerine her ay için 5.116,00 TL ve her yıl için 61.392 TL ceza kesilecektir. Oysaki 2019 yılı Avukatlık ücret tarifesinde Yapı Kooperatifleri için 1.512,00 TL, Anonim Şirketler için 2.268,00 TL öngörülmüştür.  Üye sayısı 100'den az olan yapı kooperatifleri ve esas sermayesi 250.000 TL'den az olan Anonim Şirketler sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğundan muaftır.     
Ticaret Hukuku

Ticaret Hukuku

Ticaret Hukuku 6 bölümden oluşur:  1. Ticari İşletmeler Hukuku 2. Şirketler Hukuku 3. Kıymetli Evrak Hukuku 4. Taşıma İşleri Hukuku 5. Deniz Ticareti Hukuku, 6. Sigorta Hukuku ÇAKIN Avukatlık Bürosu aşağıdaki davalar başta olmak üzere Ticaret Hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. *Alacak davası *Çek iptali *Tazminat *İflas İflasın Ertelenmesi *Kooperatif Davaları *Teminat Mektubunun İadesi *Öz s

    ermaye Tespiti *Sıra Cetveline İtiraz *İtirazın İptali *Menfi Tespit 
Tüketici Hukuku

Tüketici Hukuku

  Taraflardan birinin tüketici olduğu hukuki uyuşmazlıkları çözümlemek. Tüketici belirli bir mal veya eşyayı tekrar satmak, değiştirmek veya işlemek veya bir üretim sürecinde kullanmak amacıyla değil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla alan kişidir. Ticari mal akış zincirinde son alıcıdır. Tüketicinin satıcı (tüccar) karşısında zayıf olması ve ticari hayatı bilmek zorunda olmaması nedeniyle, tüketicinin korunmasını sağlamak amacıyla özel bir yasa çıkarılmış (4077

    Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) ve Tüketici Hukuku genel olarak özel hukuktan ayrılarak kendi çizgisine sahip olmuştur. ÇAKIN Avukatlık Bürosu‘nun Tüketici Hukuku alanında sunduğu başlıca hukuki hizmetler şunlardır: * Ayıplı maldan kaynaklanan davalar * Ayıplı hizmetten kaynaklanan davalar * Satıştan kaçınmadan kaynaklanan davalar * Sözleşmedeki haksız şartlardan kaynaklanan davalar * Taksitli satıştan kaynaklanan davalar * Devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan davalar * Paket tur sözleşmesinden kaynaklanan davalar * Kampanyalı satıştan kaynaklanan davalar * Kapıdan satıştan kaynaklanan davalar * Mesafeli sözleşmeden kaynaklanan davalar * Tüketici kredisinden kaynaklanan davalar * Kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan davalar * Süreli yayınlardan kaynaklanan davalar * Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan davalar * Fiyat etiketinden kaynaklanan davalar * Garanti belgesinden kaynaklanan davalar * Tanıtma ve kullanma kılavuzundan kaynaklanan davalar * Satış sonrası hizmetten kaynaklanan davalar * Ticari reklam ve yayından kaynaklanan davalar * Zararlı ve tehlikeli mal ve hizmetten kaynaklanan davalar  
WhatsApp Destek